Kanallarla ayrılmış ve köprülerle birbirine bağlanan 118 adadan oluşan bu güzel kent, doğal güzelliği, eşsiz mimarisi ve ev sahipliği yaptığı sanat ve sanat eserleriyle yılın her dönemi milyonlarca turist ve gezgine ev sahipliği yapmaktadır.

Büyük kanal bütün ihtişamıyla gezimize başlamak için güzel bir seçenek olacaktır. Devamında San Marco meydanında şehri dinledikten sonra dileyenler San Marco çan kulesinden şehri kuş bakışı izleyip fotoğraflayacaklar. Daha sonra San Marco Bazilikasını gezeceğiz. Venedik’in en ünlü köprüsü Rialto köprüsünde selfie çektikten sonra Frari Santa Maria Gloriosa bazilikasını göreceğiz. Buradan Dükler Sarayı’na devam edeceğiz. Sonrasında Accademia Galeri’yi ve Santa Maria della Salute bazilikasını da gördükten sonra Altın Evi adlı müzeye doğru devam edeceğiz. Dileyenler müzeyi ziyaret ederken geri kalanlar bir fincan espresso eşliğinde dinlenecektir. Sonrasında şehri serbestçe keşfetmek için geniş bir serbest zamanımız olacak. Bu serbest zamanda el işi cam işçiliğiyle ünlü Murano adasını ziyaret edip el yapımı birkaç takı veya biblo almak mümkün. Tabii meşhur Venedik maskları için de ufak bir bütçe ayırmayı ihmal etmeyin 😉