Altın şehir, masal şehri ve Avrupa’nın kalbi gibi isimlerle de anılışı Prag’ın neden bu kadar turisti cezbettiğini anlatacaktır. Belki de Prag’ın bu denli çekici olmasında II. Dünya savaşında çok zarar görmemesi dolayısıyla tarihi binaların pek çoğunun korunmuş olması da etkendir.

Burada da gezimize Lobkowicz sarayı ile başlamayı planlıyoruz. Sonra, bir zamanlar Franz KAFKA’nın da yaşadığı ve renkli evleriyle ünlü Altın Yoldan geçerek Prag kalesine varıyoruz. Kaleyi, içindeki Aziz Vitrus Katedralini ve civarını gezdikten sonra Petrin gözetleme kulesini ziyaret ediyoruz. Sonra Kampa Park üzerinden meşhur Charles köprüsüne geçip fotoğraf çekiyoruz.

Karşıya geçince Wenceslas Meydanına varıyoruz ve burada civarda bulunan gezilecek farklı mekanları görmek veya çeşit çeşit dükkanlara göz atabilmek ya da Ulusal Müzeyi ziyaret için değerlendirebileceğiniz serbest zamanımız başlıyor. Serbest zamanda isteyenler Palladium alışveriş merkezini ziyaret edebilir, isteyenler old town’a bağlanan güzel sokakları fotoğraflayabilir, dinlenebilir ve yerel lezzetleri tadabilirler. Sonrasında Astronomik saat kulesi’nde buluşup konaklama yapacağımız otele geçeceğiz. Otelimize yerleştikten sonra dileyenler otantik bir kafede Prag akşamının tadına varabilir, dileyenler eğlenceli Prag akşamlarına katılabilirler : )