12.yy’da Amstel ırmağının kıyısında bir balıkçı kasabası olarak kurulmuş olan şehir şu an Hollanda’nın başkenti olmakla birlikte 1,5 milyon kişiye ev sahipliği yapmaktadır. Şehrin simgesi haline gelen yarım ay şeklindeki kanallarıyla Amsterdam, kuzeyin Venedik’i ünvanını kazanmıştır. Şehrin ruhunda önemli bir yere sahip olan bu kanallar Unesco Dünya Mirası Listesi’nde de yerini almaktadır.

Amsterdam’da bulunan 165 kanal ve yaklaşık 1200 civarında köprüye, 17.yy’dan kalma binalar eşlik eder. Birçok yolun araç trafiğine kapalı olduğu şehirde en çok kullanılan ulaşım aracı bisiklettir. Şehirde dikkate değer bir bisiklet trafiği bulunmaktadır. Siz de şehri gezerken bir bisiklet kiralayabilir ve 17 yy’dan kalma binaların arasından geçerek Amsterdam’ın köprülerini arşınlayabilirsiniz.

Hemen hemen her Avrupa şehrinde olduğu gibi Amsterdam’da da geniş ve önemli bir meydan bulunmaktadır. Dam Meydanı olarak adlandırılan bu meydanda oturup insanları izleyebilir, şehrin kültürünü anlayabilirsiniz. Şehir, birçok müzeye de ev sahipliği yapmaktadır. Van Gogh Müzesi ile ışığın ve gölgelerin ressamı olarak bilinen Hollandalı ressam Rembrandt’ın birçok eserini barındıran, Rjiksmuseum Müzesi( Devlet Müzesi) şehirdeki birçok müze arasında önemli yerlere sahiplerdir. Klasik bir müzeden çok daha farklı olan Madame Tussaud Müzesi ise balmumu heykelleri ile gezilecek keyifli yerler arasında sayılabilir. Müzede gezerken Einstein’dan Obama’ya; Angelina Jolie’den Marilyn Monroe’ya kadar birçok ünlü ismin gerçeğe oldukça yakın balmumu heykelleri ile eğlenceli fotoğraflar çekebilirsiniz.

Kendine özgü eğlence hayatı ve sınırsız özgürlükleri ile bilinen Amsterdam’ da her an şaşırmaya hazırlıklı olun 😉